|
Estetik Cerrahi
Estetik cerrahi hızla gelişiyor. Özellikle son
10 senede bir çok yenilik oldu ve artık eskiden
hayal bile edilemeyen şeyleri yapmak mümkün. Ben
bu siteyi hazırlarken hem estetik ameliyatları
anlatmaya hem de bir estetik cerrah olarak
yaptığım işe bakış açısımı yansıtmaya çalıştım.
Sizin dışarıdan göremeyeceğiniz bazı ayrıntıları
gösterebilmeye çalıştım. Yazdıklarım sadece
benim bakış açımı yansıtıyor, bildiğim ne varsa
en açık şekilde anlatmaya çalıştım. Eksik
bulduğunuz, sormak istediğiniz herşeyi bana
yazabilirsiniz. Hergün gelen bütün e-postaları
yanıtlamaya çalışıyorum.
Estetik cerrahide her doktorun farklı
yaklaşımları olmasının çok normal olduğunu, bir
başkasının benim tavsiyelerimin tam tersini
söyleyebileceğini de bilmenizi isterim. Bu
doğruları yanlışlar arasında çok net sınırların
olmadığı, daha çok kişisel yaklaşımların ön
planda olduğu bir tıp dalı.
Sitemde öncesi sonrası hasta resmleri ve
ameliyatlar ile ilgili fiyatlar yok. Bu hem
yasal bir zorunluluk hem de böyle olması daha
iyi diye düşünüyorum. Bunlar dışında benim
bildiğim, inandığım herşey var.
Op. Dr. Teoman Doğan

|
|
|
Burun Estetiği
Estetik burun ameliyatı
(rinoplasti) ülkemizde
kadınların da erkeklerin de
en çok yaptırdığı estetik
ameliyat.
BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI
Burun estetiğinde
(rinoplasti) yapılan işlem
kıkırdak ve kemiklerin
yapısını değiştirerek buruna
yeniden şekil vermek. Daha
estetik burun şekli
oluşturmak için bazen
kemikleri ve kıkırdakları
kesmek, bazen de tam tersine
eksik yerlerini tamamlamak
ve şekillerini değiştirmek
gerekiyor.
Bu ameliyatın estetik
cerrahinin en zor ve
bilinmezleri en fazla olan
ameliyatı olduğunu kabul
etmek çok doğru olur.
ESTETİK BURUN AMELİYATI
NEDEN ZORDUR
Bu ameliyat zordur çünkü
burun kapalı bir kutu
gibidir ve siz bu kutunun
sadece bir tarafından bu
ameliyatı yapmak zorunda
kalırsınız. Bu ameliyatta
bilinmezlikler çoktur çünkü
burnun yapısını oluşturan
kemik ve kıkırdaklar
birbirisinden bağımsız
olarak ama bir bütün olarak
bulunurlar ve iyileşme
döneminde farklı
davranabilirler. Bu yüzden
sonrasında en sık revizyon,
yani ikinci bir düzeltme
ameliyatı yapılan estetik
ameliyat budur. Dünya
standartlarında bir cerrahın
her 10 vakasından birine
revizyon yapmak zorunda
kalması normal kabul edilir.
Diğer yandan bu ameliyat iyi
yapıldığında çok iyi
sonuçlar verir.
AMELİYAT:
Rinoplasti ameliyatı açık ve
kapalı teknik olarak iki
şekilde yapılabilir.
Kapalı teknikte bütün
kesiler burun içerisinde
yapılır. Cerrah içeriden
çalışarak ameliyatı
tamamlar. Açık teknikte ise
burun ucunda 3-4mmlik bir
kesi yapılarak burun ucu
açılır.
İki teknik arasındaki fark
cerrahın ameliyata
hâkimiyeti ile ilgili. Burun
ucundan yapılan kapalı
teknik daha çok bir şişenin
içerisinde ameliyat yapmaya
benziyor. Eğer sadece
şişenin içerisinden bir
şeyler çıkarmayı
planlıyorsanız sorun
çıkmayacaktır ama eğer
içeride bir gemi maketi
yapmak istiyorsanız işiniz
zor. Açık teknikte ise
cerrah burnun ön 2/3
kısmında kalan yapılarını
önünde görebilir.
Hangi tekniğin daha iyi
olduğu bu ameliyatı yapan
doktorlar arasında hep
tartışma konusudur ve bu
konuda bir karar verilmiş
değil.
Yukarıdaki tariflerimden
anlayabileceğiniz gibi benim
tercihim büyük oranda açık
teknik yönünde. Bunun en
önemli sebebi görmeden,
körleme yapılan ve bu kadar
da hata affetmeyen ince bir
işin sonucunun iyi
olabileceğine inancım
olmaması. Zaten birçok
cerrahi manevranın sadece
açık teknik ile mümkün
olabileceği, kapalı teknik
ile hayal bile edilemeyecek
düzeltmelerin açık teknik
ile mümkün olduğu kapalı
teknik savunucularının bile
itiraz edemediği bir şey.
Ben açık yapılan
ameliyatlardan sonra
revizyon ihtimalinin de
düştüğüne inanıyorum.
Açık tekniğin en büyük
handikabı burun ucunda iz
bırakması. Ama bu iz, iyi
yapılan bir ameliyattan
sonra neredeyse belirsiz
oluyor ve burnun altında
kalıyor. Birçok hasta bu izi
ameliyat sonrasında
unutuyor.
Bu konuda yine de
doktorunuza danışın ve ona
güvenin. Her cerrah en iyi
bildiği ve inandığı
yöntemler ile en iyi sonucu
alacaktır. Yukarıda
anlattıklarım sadece benim
kişisel görüşlerim.
ÇOK KÖTÜ AMELİYATLAR
GÖRÜYORUM, BEN DE Mİ ÖYLE
OLACAĞIM ?
Doğal olmayan, çok küçük,
karşıdan bakınca burun
delikleri gözüken
“ameliyatlı burunlar” ben de
görüyorum. Kötü yapılmış bir
burun ameliyatını nasıl
anlayabileceğinizi ayrı bir
sayfada anlattım. Ameliyat
sonucunun tamamen ameliyatı
yapan doktorun kullandığı
tekniklere, becerisine ve
yapmak istediklerine bağlı
olduğunu unutmayın.
Sadece burnu küçülterek
kalkık bir burun şekli
vermek doğal olmayan bir
sonuç ortaya çıkarır. Modern
tekniklerde artık neredeyse
hiç bir şey çıkarılmadan
sadece dokuların yerleri,
konumları ve şekilleri
değiştiriliyor.
Eskiden burnu kalkık
göstermek amacıyla burnu
iyice küçültüp başlama
noktası olabildiğince aşağı
alınırdı. Böylece sanki
burun kalkıkmış gibi bir
illüzyon yaratılır ancak
elde edilen sonuç doğal
olmazdı. Olması gereken
burnu başlaması gereken
yerden, yani hemen hemen göz
bebekleri seviyesinden
başlatmak ve bütün şeklini
ona göre vermek.
AMELİYATTAN SONRA NASIL
BİR BURNUM OLACAĞINI
GÖREBİLİRMİYİM?
Bu amaçla hazırlanmış
bilgisayar programları var.
Muayene sırasında bir
resminiz çekiliyor ve bu
resim bilgisayara yüklenerek
resim üzerinde değişiklik
yapılıyor.
Bu planlama aşamasının çok
önemli olduğunu düşünüyorum.
Hem sizin aklınızda nasıl
bir değişiklik olduğunu ben
anlayabiliyorum hem de siz
benim ne planladığımı,
ameliyatta ne yapacağımı
görebiliyorsunuz. Estetik
öyle bir şeyki sadece
anlatarak açıklamak çok zor
ve basit bir resim üzerinde
görebilmek ve gösterebilmek
çok daha açıklayıcı oluyor.
Bu aşamayla ilgili bilmeniz
gereken bir kaç nokta var.
Kullandığımız programlar
hala bir seviyeyi geçemedi.
Resimler iki boyutlu ve
sadece tam yandan çekilen
profil resimleri üzerinde
değişiklik yapmak gerçekçi
bir sonuç veriyor. Önden
çekilen resimlerde ancak bir
yere kadar size bir şeyler
gösterebiliyorum. Bilgisayar
örneğin burnunuzun ucu bir
kaç mm. havaya kalkarsa
alttan ne çıkacağını
bilemediği için bunu
gösteremiyor. Çok yakında üç
boyutlu programlar ve resim
çekme teknikleri kullanmaya
başlayacağız ama şu an için
bunlar deneme aşamasında ve
muhtemelen bir kaç sene daha
geçmesi gerekiyor.
Bilmeniz gereken bir diğer
noktada bu çizimlerin
sonuçta bir planlama olduğu.
Bazen hastalarım bana
gördükleri çizimin tamamen
gerçekleşme ihtimalinin ne
kadar olduğunu soruyorlar.
Ben de sıfıra yakın olduğunu
söylüyorum. Bu çok
bilinmeyenli bir denklem
çözmeye benziyor ve ameliyat
ne kadar doğru ve iyi
yapılırsa yapılsın her şeyi
önceden yüzdeyüz bilebilmek
mümkün değil. Ameliyat
sonucunun yapılan
planlamanın tamamen aynısı
olması ancak bir tesadüf
olabilir. Çok yakın
olacaktır, benzeyecektir ama
asla birebir olmayacaktır.
Bilmeniz gereken bir diğer
şeyde resimde gördüğünüz
şekil sizin birinci senedeki
halinizi gösteriyor. Erken
dönemlerde aynada çok daha
şiş bir burun göreceksiniz.
Ben bazen ameliyat öncesi
ölçüm yaparak altın oranları
ve ideal yüz profilini de
hesaplıyorum. Yaptığım
hesaplar sonucunda da profil
resmini elimle çiziyorum.
KOMPLİKASYONLAR VE
ÇIKABİLECEK
SORUNLAR:
Her ameliyatta olan
kanama riski rinoplastide
daha ciddi olabilir.
Özellikle burun
tıkanıklığını gidermek için
burun içerisinde estetik
dışı işlemler de yapılacaksa
ki gerekli ise mutlaka
yapılması gerekir,
istenmeyen bir kanama olması
ihtimali artar. Burun
içerisinde orta büyüklükte
damarları barındıran bir
organdır. Ama bu tür
kanamalar genellikle
tehlikeli boyutlara
varmazlar ve basit tamponlar
ile durdurulabilir.
Ameliyattan sonra nefes
yollarınızda sineşi denilen
yapışıklıklar gelişebilir ve
bunlar nefes almanızı
ameliyat öncesine göre daha
zor hale getirebilir. Bunun
tedavisi genellikle kolaydır
ancak ikinci bir cerrahi
müdahale gerekebilir.
Çok nadir olarak
burnun ortasını oluşturan
“septum” denilen yapıda
delik oluşabilir. Bu
genellikle bir sorun
oluşturmaz ama nadiren nefes
alırken ses çıkmasına sebep
olabilir. Tedavisi zordur ve
yeniden ameliyat olmak
gerekebilir.
Enfeksiyon burunda neredeyse
olmaz denilebilir.
Kanlanması çok güçlü olan bu
organ iltihaba karşı çok
dirençlidir. Bu ameliyattan
sonra enfeksiyon gelişirse
tıp literatürüne
girebilirsiniz.
|
|
Ama bu ameliyat
sonrası estetik
sorunlar,
deformiteler
yaşarsanız ya da
burun şeklinizi
beğenmezseniz kimse
şaşırmayacaktır.
Dolayısı ile bu
ameliyatın en sık
komplikasyonu
estetiktir. Bu
ameliyattan sonra
yüzde 10 – 15 gibi
tekrar ameliyat olma
riskiniz var, dünya
ortalaması böyle ve
bu son derece normal
kabul ediliyor.
Önemli olan hangi
sorunlar ile tekrar
ameliyata
ihtiyacınız olduğu.
Benim tekrar
ameliyat oranım %6-7
arasında, yapma
sebebim de çok büyük
oranda burun
sırtında ele gelen
bir çıkıntıyı
törpülemek oluyor.
Bu tür bir işlem 5
dakika kadar
sürüyor, aynı gün
normal hayatınıza
dönebiliyorsunuz ama
yinede
ameliyathaneye
tekrar girmeniz,
bayılmanız gibi
tatsız ayrıntılar
içerdiği kesin.
SIK SORULAN
SORULAR:
Bu ameliyatı bir
plastik cerrah mı
yoksa bir kulak
burun boğaz (KBB)
uzmanı mı yapmalı?
Doktorunuz bir
plastik cerrah ya da
bir kulak burun
boğaz uzmanı
olabilir. Ben yine
de bir plastik
cerraha ameliyat
olmanızı öneririm
ama bu ameliyatı çok
iyi yapan KBB
uzmanları olduğunu
biliyorum. Ancak
bunun “içini
yapmışken şu kemiği
de alalım” denecek
bir ameliyat
olmadığını sakın
unutmayın. Bazen iyi
niyetle yapılan bu
tür rötuşları
düzeltmek çok zor
olabiliyor.
Doktorunuzla her
şeyi ayrıntılı
konuşun.
Kemikleri kırıyor
musunuz?
Kemikleri
kırmıyoruz. Eğer
şekil vermek ya da
bir kısımlarını
almak istersek
“kesiyoruz”. Bunun
için ince keskiler
kullanılıyor. Bazen
de kemikler
törpüleniyor.
Bu ameliyat lokal
anestezi ile
yapılabilir mi?
Eğer kemikler ile
ilgili bir şey
yapılacaksa, ki
büyük oranda bu
gerekir, lokal
anestezi uygun
olmaz. Bu genel
anestezinin şart
olduğu bir ameliyat.
Tampon koymak
şart mı? Tamponlar
çıkarken çok mu
acıyacak?
Tampon koymak şart
değil. Hatta birçok
ameliyattan sonra
tampon koymaya gerek
yok. Tampon sadece
burun içerisinde
ciddi bir iş
yapılmışsa gerekir.
Artık modern
tamponlar da eskiden
anlatıldığı gibi
metrelerce, çek çek
bitmeyen uzunlukta
değiller. Tampon
çıkarılması biraz iç
gıcıklayıcı olabilir
ama ağrılı bir işlem
artık değil. Eğer
tampon mutlaka
gerekecekse ben
ameliyattan önce
bunu söylüyorum. Ama
her zaman önceden bu
kararı vermek mümün
olmuyor ve bazen
ameliyat sırasında
tampon koymak
gerekebiliyor.
Rinoplastide amaç
burnu küçültmek ve
“kemik almak” mıdır?
Bu sorunun cevabı
kesin olarak hayır.
Bu ameliyatta amaç
burna istenilen
şeklin verilmesidir.
Bu sanılanın aksine
genellikle
küçültmekle değil
burnu büyültmek ile
olur. Burnun
sırtında “hump”
denilen bir kemik
(aslında büyük
oranda kıkırdaktır
bu) fazlalık varsa
bu elbette
alınacaktır ama bu
tür burunların
birçoğunda aslında
burun ucunda da
düşüklük vardır ve
yükseltilmesi
gerekir. Aynı
şekilde birçok burun
ucu şişman gözükse
de asıl sorun
şekildedir ve
genellikle
küçültülmesi ya da
inceltilmesi sadece
sorunu büyültür.
İPUÇLARI:
• Rinoplasti en zor
estetik ameliyattır
demek abartılı
olmaz. İyi yapılırsa
çok memnun
kalacağınız ama kötü
yapılırsa
düzeltmenin de zor
olduğu bir ameliyat.
• Bizlerin özendiği
hafif kalkık
Avrupalı burunları
sanılanın aksine
küçücük değil son
derece yüksek
burunlar. Dolayısı
ile sadece
küçültülerek
kalkıklaştırılan
burunların doğal
durması imkansızdır.
AMELİYAT ÖNCESİ
VE SONRASI SİZİ
NELER BEKLER:
Bu küçük - orta
derece arası bir
estetik ameliyat.
Ameliyatta mutlaka
bayılmanız gerekli,
lokal anestezi ile
ameliyat olmanızı
hiç tavsiye etmem.
Ameliyat mutlaka ve
mutlaka bir
hastanede yapılmalı.
Mutlaka tam
teşekküllü olması,
yoğun bakımı
bulunması gerekmiyor
ama bu bir
“ameliyat” ve
muayenehane
şartlarında olmanızı
hiç tavsiye etmem.
Ameliyattan sonra
burnunuzun üzerinde
bir alçı olacak.
Burun içerisinde de
tamponlarınız
olabilir. Yeni nesil
tamponların
çekilmesi artık çok
daha problemsiz
oluyor.
Arkadaşlarınızın
anlattığı metrelerce
çekilen tamponlar
tarihe karıştı
diyebilirim.
İlk geceniz nispeten
zor geçecektir.
Burnunuzdan nefes
almanız, tampon
olmasa da zor olur,
başınız ağrır,
devamlı buz
uygulaması gerekir
ve uyumanız zor
olur. Ancak ertesi
sabah kendinizi çok
daha iyi
hissedersiniz.
Ne kadar şişlik
olacağı ameliyatta
yapılan işlemlere,
sizin bünyenize ve
tabii doktorunuza
bağlıdır. Burnunuzun
ucundan ilk 24 saat
hafif bir sızıntı
olur. Bu da son
derece normaldir.
Eğer bir öbek kan
kusarsanız
korkmayın. Nadirde
olsa bazı hastalar
ameliyatta kan
yutabilirler ve
ameliyattan sonra bu
kusmaya neden
olabilir. Midede
biriken bu bir kaç
damla kan asitlerle
devasa bir pıhtı
haline döner ve
kusma sahnesi
görenleri dehşete
düşüren bir hal
alabilir. Kanama
taze değilse ve
davam etmiyorsa
korkmayın, ama
doktorunuzu haberdar
edin.
Ben ameliyattan
hemen bir kaç saat
sonra hastalarımın
duş yapmalarına iziz
veriyorum. Artık
kullandığımız
plastik alçılar suya
dayanıklı, ameliyat
bögesi ve dikişler
de zaten suya
dayanıklı, dolayısı
ile duş serbest.
Saçlarınıza ameliyat
sırasında boca
ettiğimiz baticon
gibi solüsyonlardan
ancak yıkanarak
kurtulabilirsiniz ve
yıkanmak en az
tampondan kurtulmak
kadar sizi
rahatlatacaktır.
İkinci günden sonra
normal hayatınıza
dönebilir, örneğin
sinemaya
gidebilirsiniz.
Makyaj yapmak,
kapatıcılar sürmek
te serbest.
Alçılar alındıktan
sonra burun üzerine
ince bir bant
yapıştırılması
şişliklerin erken
geçmesine yardım
eder.
Ben hastalarımın
ameliyattan 2 hafta
sonra gözlük
takmasına izin
veriyorum. Gözlüğün
sanılanın aksine
kötü bir etkisi
olduğunu
düşünmüyorum. Güneşe
çıkmak için
morluklaınızın
geçmesini beklemeniz
yeterli. Morluklar
da genellikle ilk
hafta sonunda bitmiş
oluyor. Dolayısı ile
ameliyattan bir
hafta sonra tatile
çıkabilir, denize
girebilirsiniz.
AMELİYATIN
KARNESİ:
Anestezi şekli:
Genel.
Ameliyat nerede
yapılmalı: Bir
hastane
ameliyathanesinde.
Ameliyat süresi: 1.5
ile 2.5 saat.
Hastanede yatış
süresi: Aynı gün
taburcu olunabilir.
Ameliyat sonrası
ağrı – sıkıntı: Bir
kaç gün hafif bir
sızlama olabilir.
Genellikle ağızdan
alınan basit ağrı
kesiciler yeterli
olur.
Şişme, morarma:
Şişlikler 2 gün,
morluk olursa 3–7
gün arasında.
Pansuman: Varsa
tamponlar ertesi gün
alınıyor. Alçı
beşinci gün
çıkarılıyor.
Dikişler: Açık
rinoplasty
yapılmışsa burun
ucunda dikişler
olacaktır ama bunlar
kendiliğinden
eriyorlar. Yani
alınacak dikiş yok.
Alçı 5-7 gün
arasında alınıyor.
Ne zaman işe
dönülebilir: 3–7
gün.
Spor: 2 hafta sonra
uzun yürüyüşler, 3
hafta sonra normal
sporlar. Basket, box
gibi vücut vücuda
yapılan kompetitif
sporlara en erken 5
hafta sonra başlamak
doğru olur.
Son şekil:
Genellikle ikinci
haftada şişliklerin
önemli bir kısmı
gider. Ama son şekil
en erken altıncı
ayda ortaya çıkar.
Özellikle kaşlar
arasında alına doğru
şişlik varsa bu bir
seneye kadar devam
eder.
|
|